16 Şubat 2026 Pazartesi

AHMET BAYGIN'DAN BİR UYARI DA " BEYKOZ SAHİL TRAFİĞİNE..."


Beykoz Merkezin sevilen simalarından Beykoz Sevdalısı Ahmet Baygın gördüğü, yaşadığı problemleri kamuoyuna aktarmaya devam ediyor...işte Baygın'ın son paylaşımından satırlar ;

Beykoz Sahilinde Alarm Zilleri Çalıyor

Şubat 2026… Havaların güzel olmasıyla birlikte Beykoz sahil hattında yaşanan yoğunluk, artık günlük bir konfor meselesi olmaktan çıkmış; hayatî bir güvenlik sorununa dönüşmüştür. Sahilde dakikalarca ilerleyemeyen araçlar, aralıklı ama peş peşe duyulan ambulans ve itfaiye sirenleri…

Sayısını sayamadığımız o sirenlerden biri, her an hepimizin yakını için çalıyor olabilir.

Bugün sahilde yaşanan tablo nettir:

.Hatalı ve gelişi güzel parklar,
.Yetersiz park alanları,
.Artan nüfus ve ziyaretçi yoğunluğu,
Denetim eksikliği

Hepsi birleştiğinde, sahil yolu kilitleniyor. Trafik ilerlerken “idare eder” denilen bu tıkanıklık, acil durumlarda telafisi olmayan sonuçlara yol açabilecek bir felçtir. Ambulansın içindeki hasta bizim de yakınımız olabilir; itfaiyenin gittiği adres, bizim evimiz olabilir. Ama araçlar ilerleyemediğinde, geç kalınan her dakika bir hayatın bedeline dönüşebilir.

Daha acısı ise şu: Olay yerine geç ulaşan ekipler, “ Neden geç geldiniz? ” diye haksız yere suçlanabiliyor. Oysa sorun ne ambulans şoföründe ne de itfaiye erindedir. Sorun, önleyici planlamanın ve etkin yönetimin yeterince hayata geçirilmemesidir.

Buradan açıkça sormak gerekiyor:

.Sahil hattı için özel trafik ve park düzeni ne zaman uygulanacak?
.Yaz ayları gelmeden geçici değil kalıcı çözümler neden devreye alınmıyor?
.Denetimler neden caydırıcı değil?
.Bu soruların muhatapları bellidir: Beykoz Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilgili tüm kurumlar.
Bu mesele bir kurumun değil, ortak sorumluluğun konusudur.
Bugün Şubat ayında yaşanan bu tablo, önlem alınmazsa yazın Beykoz’u çekilmez hale getirecektir. Sahilin keyfi kaçacak, yaşam kalitesi düşecek, en önemlisi can güvenliği riske girecektir.
Eleştiri yapmak için değil; çözüm bulmak için konuşmak zorundayız. Çünkü yarın siren sesi duyduğumuzda, “keşke” dememek için bugün harekete geçmek zorundayız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder