12 Haziran 2026 Cuma

BEYKOZ DALYANI...BİR TARAFTA ASIRLARIN GELENEĞİ NOSTALİJİ...DİĞER YANDAN İSE ...


Beykoz İlçesinde çok ama çok uzun yıllar öncesine dayanan ve her Nisan ayında Yalıköy önlerinde kurulan dalyanlar için iki farklı bakış açısı bulunmakta...

İşin bir boyutu ile Beykoz Dalyanı kurulması merakla beklenen, bir özellikle gün batımında Boğaziçi manzarası eşliğinde özel görüntüler yaşatırken, öte yandan balıkların yumurtlama mevsiminde Karadeniz'e çıkmadan avlanma olduğundan balık nesli için de bir tehlike arz ettiği ifade edilir.




Beykoz Dalyanına bu farklı iki bakış açısı ile bakanlar bulunmakta...işin balıkçılıkla uğraşanlar kısmı farklı, nostalji ve görsellik açısından bakanlar farklı düşüncelere sahip...

Bir yandan hemen karşısındaki Kafede çay ve diğer içecekleri yudumlarken akşam gün batımında, ay ışığı ve yakamozlar eşliğinde keyifli sohbetler için bir arka fon olurken, yılların balıkçıları ise görüntüye iç çekerek bakmakta.



DALYAN NEDİR?

Dalyan kelime anlamı ile balıkların geçtiği yerlere sabit ağ, çapa yüzdürücü gibi malzemelerle yapılan tuzak ve kapanlardır. 

En küçüğü 6 en büyüğü 12 direkli ve çift havuzlu olmak üzere deniz kıyısına yakın bölgelerde kurulur.


EVLİYA ÇELEBİNİN DALYAN ANLATIMI

Evliya Çelebi Beykoz dalyanlarını şöyle anlatır; “İskele önünde, beş altı kadar gemi direğini birbirine bağlayarak denize dikmişler. Direğin ta tepesinde, bir adam bekçi olarak oturur. Karadeniz’in dalgalarından kurtulan kılıç balığı bu limana girince, direğin tepesindeki adam elindeki taşı kılıç balıklarının ardından denize atar. Taş denize ‘cum’ diye düşünce, zavallı balıklar limana doğru ‘selâmettir’ diye kaçmaya başlarlar. Derhal denizin etrafını saran ağların ağzından içeri girerler. Gözcü ise direk başından ‘Alâ!’ diye bağırmaya başlar. Avcılar ise, balık ağının ağzını kapatıp, içeride kalan kılıç balıklarını mızrak ve tokmaklarla vurup avlarlar. Bu balıklar, taşıdıkları kılıca hiç davranmayan tembel balıklardır. Bir kulaç kadar uzun burun kılıcı ağın deliğine girince, kımıldamaya bile vakit bulamaz. Fakat eti sarımsaklı ve sirkeli tarator ile pişirilince, gayet nefis bir yemek olur. Bu dalyanın balığı, balık emini tarafından yetmiş yük akçeye satın alınır.


1920'’li yıllara kadar İstanbul Boğazı’nda saltanatını sürdüren dalyanlar bu tarihten sonra azalsa da Beykoz civarında varlığını sürdürmeye bir süre daha devam etti. Bugün İstanbul’un son dalyanı yine Beykoz’da bulunmaktadır.

TALİP ERCAN - ERHA BEYKOZ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder